




















Bozçağa ailesinin denizle yolculuğu 1973 yılında İstanbul Pendik'te, 'Orfoz' adını taşıyan bir tekneyle başladı. Yıllar sonra restorana verilecek olan bu isim, aslında ailenin denizle kurduğu ilk bağın hatırasını taşıyor.


Orfoz'un hikâyesi, 1986 yılında Saros Körfezi'nin Güneyli Köyü sahilinde başladı. İstanbul Pendik'ten Saros'a taşınan Güneş ve Selçuk Bozçağa'nın emeklilik hayali, kısa zamanda denizle kurulan güçlü bir bağın ve kuşaktan kuşağa aktarılacak bir mutfak kültürünün başlangıcına dönüştü.
Bozçağa ailesi, kendi adlarını taşıyan Orfoz'u bir otel ve restoran olarak açtı. Mutfakta baba, serviste anne vardı. İlk yıllarda günlük balık çeşitleriyle şekillenen sofralar, zamanla denizin sunduğu farklı ürünlerle zenginleşti ve Orfoz'un bugün hâlâ koruduğu ürüne, mevsime ve denize saygılı mutfak anlayışının temellerini oluşturdu.

1991 yılında aile yeniden İstanbul Pendik'e döndü. Saros'ta edinilen yılların deneyimi, Pendik'teki bu dönemde de ailenin mutfak ve deniz ürünleriyle olan bağını canlı tuttu.



Ailenin yolu daha sonra Bozburun'a uzandı. Burada açılan ikinci Orfoz, özellikle denizciler ve bölgeyi ziyaret edenler arasında kulaktan kulağa yayılan özel adreslerden biri hâline geldi. Saros ve Bozburun'da edinilen yılların deneyimi ise zamanla Bodrum'a taşındı.




2006 yılında Orfoz'un hikâyesi Bodrum'da ikinci kuşakla yeni bir döneme girdi. Çağlar ve Çağrı Bozçağa'nın devraldığı mutfak, ailenin yıllar içinde biriktirdiği deniz kültürünü ve ürün bilgisini Bodrum'a taşıdı. İlk yıllardaki balık ağırlıklı yapı zamanla kabuklu deniz ürünlerini merkezine alan, mevsime ve denizin sunduklarına göre şekillenen kendine özgü bir mutfak anlayışına dönüştü.




2013 yılında Orfoz, Bodrum'daki bugünkü adresine taşındı. Saros'tan Bozburun'a, oradan Bodrum'a uzanan aile hikâyesi bu mekânda yeni bir sayfa açtı. Denize ve ürüne saygılı mutfak anlayışı, Ege manzarasına açılan bu sofrada bugün de yaşamaya devam ediyor.
Orfoz için değişmeyen şey ise 1986'dan beri aynı: denize, ürüne ve sofraya duyulan saygı.
Orfoz Bodrum'da tadım menüsü konseptiyle 40 yıldır servis veriyor. Menü, sabit reçetelerden çok denizin ve mevsimin o gün sunduklarına göre şekilleniyor. Bodrum ve çevresinden gelen günlük deniz mahsulleri; yerel otlar, mevsimsel ürünler ve sade pişirme teknikleriyle bir araya geliyor.
Deniz kestanesi, tarak, ahtapot, midye, kalamar ve mevsimlik balıklar, mümkün olduğunca ürünün doğal karakterini koruyacak şekilde hazırlanıyor. Yıllar içinde öne çıkanlar arasında marine edilip fırınlanan ahtapot bacağı, sarımsaklı ve otlu tereyağıyla fırın midye, deniz mahsulleri pilavı, bebek kalamar güveci ve patlıcan bomba yer alıyor. Her tabak, Ege Denizi ile Bodrum coğrafyası arasındaki bağı sofraya taşımayı amaçlıyor.
Tadım yolculuğunun sonunda ise aile mutfağından gelen tatlar sofraya dönüyor. Yılların imzası anne tatlısı, Orfoz deneyiminin finalini oluşturuyor.



Son 12 yıldır Neferiye, Orfoz'un hikâyesinin ayrılmaz bir parçası. Bağdan gelen şaraplar denizin lezzetlerine eşlik ederken, ailenin Ege ile kurduğu bağı denizden toprağa taşıyor.
Deniz, bağ ve mevsim; Orfoz sofrasında aynı hikâyenin farklı parçalarına dönüşüyor. Her lokmada Ege'nin tuzu, güneşi, toprağı ve sabahın erken saatlerinde başlayan emeği var.
Bugün Orfoz, yıllar içinde oluşan bu mirası çağdaş bir gastronomi anlayışıyla yaşatırken, doğaya ve ürüne duyduğu saygıyı sürdürülebilirlik yaklaşımıyla da devam ettiriyor. Bu yaklaşım, Michelin Yeşil Yıldızı ile taçlandırılan Orfoz'un mutfak felsefesinin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Bugün Orfoz'da; 1986'dan gelen aile mirası, Bodrum'un deniz ürünleri ve Neferiye'nin bağları, Ege'nin mevsimsel ritmiyle aynı sofrada buluşuyor. Orfoz'u kendine özgü kılan da tam olarak bu buluşma.
